Category: Söyleşiler

“Ben kendimi yıkıyorum, gençlere yol olsun diye(…)” / Ece Ayhan Çağlar

     
Evet, biz 31 kuşağıyız!

      Cemal Süreya herkese, “hangi elle 31 çekiyorsun” diye sorardı. Evet, biz 31 kuşağıyız. Tesadüf tevellüt de tutuyor zaten. Ben ilk otuzbirimi Jules Verne okurken çekmiştim. Cemal Süreya da ilk otuzbirini bir karikatüre çekmiştir. Yoksulluğa bak, o kadar yoksul ki, resim alacak parası bile yok. Ergin Günçe 31 konusunda tam bir uzmandı. “Sağ elinden sol eline alınca, başkasının eline vermiş gibi oluyor” derdi. Sonra solaklara ssağ elle, sağ elini kullananlara sol eliyle 31 çekmeyi önerirdi, alışılmadık bir eksende gitsin gelsin diye. Cemal Süreya da herkese hangi elle 31 çektiğini sorardı. Soracak tabii, biz 31 kuşağıyız hem de 31 doğumluyuz, sizin gibi doluya değil, hep boşa akıttık.

     İncil Sesli Keçiler           

      Sezai Karakoç hiçbir zaman pes etmedi. Giderek içine kapandı, o da mülksüz şairlerdendir. Ama şimdi cemaati var, “İncil Sesli Keçiler”i. Mülkiyenin kantininden bir kız sevdi. “Pin Pon” şiirini onun için yazdı. Sezai’yi yıllar önce ziyaret ettim. Artık tamamen kopmuştu. Müridleri bizi konuşturmadı, hep lafa girdiler. Cemal Süreya da ziyaret etmek istemişti ama, “benimle görüşmek için randevu alsın” deyince gitmemiş.         

      İsim babası Muzaffer Erdost

      İkinci Yeni’yi ilk keşfeden Pazar Postası ile Muzaffer Erdost’tur, 1956’da, sadece keşfeden değil, aını koyan da odur. Oktay Rifat ise İkinci Yeni’yi 15 gün sonra keşfetti. Aynı yılın aralığında “Perçemli Sokak” adlı kitabını yazdı. Simavi’nin ödül töreninde, “İkinci Yeni’nin babası benim” dedi. Buna ben ve Cemal Süreya tepki gösterdik. Çünkü İkinci Yeni’nin öncesinde hiç görünmemişti. Bana bu duruma ne diyorsun diye sordular, “insan benmerkezcidir, olabilir” dedim. Oktay’ı daha çok TKP destekledi. Genç şairleri çok etkilemiştir. Ama Enis Batur, İzzet Yasar ve Mustafa Irgat bizden, Cemaal’den, benden, İlhan Berk’ten etkilendiler. 

      Evet, biz 31 kuşağıyız!       Cemal Süreya herkese, “hangi elle 31 çekiyorsun” diye sorardı. Evet, biz 31 kuşağıyı...

Devamı »

Söyleşi: “Rüzgârı Şiirlemek…” – (Uğur Yanıkel & Zafer Yalçınpınar) (Eylül 2015)

Zafer Yalçınpınar ile birlikte Rüzgâr Defteri üzerine başlattığımız söyleşi, ‘İmgelemin Özgürleşmesi’, ‘Ece Ayhan’, ‘Edebiyat Emlâkçılığı’, ‘İkinci Yeni’ konularına kadar genişledi ve bunlarla beraber söyleşimiz iyice derinlik kazandı. Bu söyleşi sayesinde  farklı bakış açılarının birleşimini yakalayabilirsiniz. Bu sıkı söyleşi için Zafer Yalçınpınar’a teşekkürlerimi sunarak, söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum. Sevgilerle…


Devamı »

Ahmed Arif’le Konuşma (Nihat Berham & Ahmed Arif)

2 Şubat 1975 yılında Militan dergisinde yayımlanan bu söyleşide, “eşkıyalık” kavramı üzerine Ahmed Arif’in düşünceleri ve anıları yer alıyor. Ayrıca dönemin yayıncılık anlayışı içerisinde Varlık dergisinin de konumunu anlayabiliyoruz…


Nihat Berham- Dağlar Paşası Rüstemo’nun altındaki tarih 1948. Siz 1927 doğumlu olduğunuza göre 1948’de 21 yaşındaydınız. O günlerinizle ilgili bir şeyler söyler misiniz?

Ahmed Arif- Bu şiiri 1947 yılında askerdeyken yazdım. Varlık dergisinin yıllık antolojisinde bazı sözcükleri değişik ya da yumuşatılmış olarak yayımlandı. Attilâ İlhan’ın yardımı ve ısrarı olmasaydı bu şiirin yayımlanması olanaksızdı elbette.

Nihat Berham- Bu şiirin anlamını kısaca yorumlamak gerekseydi ne derdiniz?

2 Şubat 1975 yılında Militan dergisinde yayımlanan bu söyleşide, "eşkıyalık" kavramı üzerine Ahmed Arif'in düşünceleri v...

Devamı »

Parasız yatılıdan, Parasız Yatılı’ya dair sorular (Ece Ayhan & Füruzan)

“Yeni Edebiyat Dergisi”nin Mart 1971 yılında yayımlanan  2. Cilt 5.sayısında yer alan bu söyleşide, Ece Ayhan Parasız Yatılı’ya dair sorularını kitabın yazarı Füruzan’a yöneltiyor…


Ece Ayhan –  Yıl 1971. Kalabalıklar karşısına çıktı “Parasız Yatılı”. Böylece bir yazarsın artık Füruzan. Bakalım şimdi ne yapacaksın?

Füruzan- Ne yapacağım, aralıksız çalışıyorum, yazıyorum… Bir de havuzlarda çalışanların eline geçse diye düşünüyorum Parasız Yatılı. Yer minderleriyle çevrili odalara girse… Aşağılarda gaz lambalarının şişelerini bezle siliyorlardır. Bayram günlerini çok severler. Ben şimdi daha a seviyorum. Her yanı ikinci mevki olan vapurlarda kızararak gülümseyen gencecik gelinlerin bayram konukluklarını, artık yanlarına oturduğumda tedirgin olmayacaklar.

Ece Ayhan- Elbette, hayatın orta ikisinden ayrılan insanlar, çok sevecekler Parasız Yatılı’yı. İstanbul’da ve bütün kentlerde bunun bir anlamı, bir nedeni olmalıdır.

"Yeni Edebiyat Dergisi"nin Mart 1971 yılında yayımlanan  2. Cilt 5.sayısında yer alan bu söyleşide, Ece Ayhan Parasız Ya...

Devamı »

Naci Sadullah ile Nâzım Üzerine Konuşma (8 Mayıs 1974 – Oktay Bizer)

     Oktay Bizer- Nâzım Hikmet’le nasıl tanıştınız ?
     Naci Sadullah- Nâzım’ı dövmek istiyordum. Gittim de. O sıralar “Resimli Ay” dergisinde çalışıyordu…
     Oktay Bizer- Dövmeye mi? Neden?
    Naci Sadullah- Evet, 1927 mi, 28 mi ne… O yıllar henüz benim tandansım teşekkül etmiş değil, edebiyat zevkim de eski mi eski. O divan şairlerini filan seviyorum, Fuzulî, Bakî, Nef’î filan benim büyük isimlerim. Zaten kızıyorum da Nâzım’a. Çünkü, o sıralar merak edip sordumdu da bana göstere göstere “trrrum trrrum trak tiki tak”lı şiirini gösterdilerdi. Tabiî beğenmedim.

     Oktay Bizer- Nâzım Hikmet’le nasıl tanıştınız ?      Naci Sadullah- Nâzım’ı dövmek istiyordum. Gittim de. O sıralar...

Devamı »